29 Kasım 2014 Cumartesi

Duş Ürünlerim (Hamilelikte)


Hamilelikte yemek, içmek gibi kozmetik ürünlerine de dikkat etmek gerekiyor. Ben etiket okuyan, içerik araştıran biri olmadım. Ama tabii biraz daha dikkatli olmaya çalışıyorum. Çok iddialı maskeler, nemlendiriciler, peelingler falan çıktı hayatımdan. Sadece nem odaklı ürünleri bıraktım hayatımda. Hem mevsimsel hem de hamilelikten dolayı cildim, saçım neme aç resmen. Her ürünü yutuyor.

Haftada en az 1 kere banyo yapıyorum. Küveti doldurup (çok sıcak olmayacak ve 20 dakikayı geçmeyecek) rahatlıyorum. O kadar iyi geliyor ki. Normalde her defasında başka ürün kullanırdım ama son zamanlarda sadece Zoella Soak Opera kullanıyorum. Hem güzel kokuyor (kalıcı değil) hem de içeriğinde Vitamin E, shea butter ve aloe özleri bulunuyor. Bu sebeple cildim yumuşacık ve nemli oluyor.

 Şampuan olarak bu yazımda olan Shiseido Tsubaki Shining serisini kullanıyorum. Bitince değiştireceğim yeni bir set aldım. Normalde zaman zaman saç maskesi yapardım ama en çok saçlarımın huyu değiştiği için resmen saç kremi ve maske yiyor saçlarım. Bunlara rağmen sert ve nemsiz duruyor :(
Henüz yeni bir maske almadım. Evdeki saç maskelerini bol bol kullanıyorum. Bitince nem veren maskelerden alacağım.


Duş jeli olarak da kremsi yapılı bu mis kokan ürünü kullanıyorum. Argan Oil Super Creamy Body Wash aynen adında vaad ettiği gibi bir ürün. İpek gibi, mis gibi yani bayılıyorum. Köpüğü o kadar zengin ve yumuşak ki anlatamam. Aynı serinin küvet için olan ürünü de var ama şimdilik sadece bunu kullanıyorum. Ve cildim yumuşacık oluyor.


Rituals Fortune Oil'i almış ve aklıma eserse kullanıyordum. İkinci bir işlem uygulamak bana zor geldiğinden pas geçiyordum. Ama eve döndüğümden beri düzenli kullanıyorum. Aynı makyaj yağları gibi olan bir ürün. Su ile temas ettiğinde süt kıvamına geliyor. Bol bol her yerime kullanıyorum. Özellikle karın ve basen bölgeme odaklanıyorum. Sonrasında durulanıp çıkıyorum.

Ve sonuç süper :) Kremlenmesem bile yumuşak, nemli ve mis kokulu bir cildim oluyor. Hiçbir ürünün kokusu kalıcı değil.


Kremlenmesem de dedim ama genelde kremlenmeye çalışıyorum. Ben günlük kullanmıyorum ne yazık ki. Duştan duşa. Cildi nemsiz bırakmamak adına haftada 2-3 kere duş almaya çalışıyorum. Ama tabii öncelik sağlık durumum ve hava şartları. Keyfim yoksa ya da hava soğuksa kendimi duşa zorlamıyorum.

Lierac  Phytolastil Gel canım arkadaşım Melike'nin hediyesi. Ve anladığım kadarı ile birçok hamilenin gözdesi. Ben özellikle basen bölgemde kullanıyorum. Bazen kokusu beni rahatsız ediyor. (hamilelik ile ilgili bir durum olsa gerek) Benim cildimde biraz geç (saatler değil tabii) emiliyor. Ama severek kullanıyorum. Keşke kapağı daha pratik olsaydı diye de düşünmüyor değilim.

Bio Oil'i daha önce sivilce izlerim için almıştım. Evde azıcık vardı. Dönünce karnımda kullandım ve hissine bayıldım. Çok pratik buluyorum. Özellikle karın ve göğüs bölgemde kullanıyorum. Verdiği nemi seviyorum. Kokusu da hoş. Etkisini uzun süre hissediyorum.

Palmer's Cocoa Butter Formula bu ürünü özellikle organik olduğu için tercih ettim ama işe yaramadığını düşünen çok. Ben şişesini çok pratik buluyorum. Zaman zaman yukarıdaki ürünlerle beraber ya da yerine bunu kullanıyorum.

Tam tamına 6 aylık hamileyim ve şimdilik (benim gördüğüm) hiç çatlağım yok. Bu işler genetik genel olarak. Ama yine de dikkat etmek gerekir. Karnım büyüdükçe daha neler olur bilemiyorum tabii. Özellikle cildi kurutmamak gerekir diye düşünüyorum.



Ve son adım benim keçe saçlarım. Gliss Million Gloss Crystal Oil'i Türkiye'den almıştım. Bu ara hiçbir ürün saçıma iyi gelmiyor o yüzden ürün hakkında ne desem yalan olur. Ama kullanıyorum işte :)


İşte böyle benim ürünlerim. Yazınca saatlerce duşta kalıyorum gibi hissettim ama vallahi 15-20 dakikada çıkmış,kremlenmiş oluyorum :)


28 Kasım 2014 Cuma

Kegonji Tapınağı


Yoshi'nin izin günü için planımız kırmızı yaprakları görmekti ama uyanınca bir uyuşukluk sardı bizi ve vazgeçtik.
Mis gibi kahvaltımızı televizyon karşısında yaparken Kegonji Tapınağı tanıtıldı programda. Yoshi telefonundan bir şeyler bakmaya başladı. Bana dönüp bizim evden 1-1.5 saat sürüyor nasılsın, gidebilir misin, gitmek ister misin dedi ve bana 10 dakika süre verdi :) Ben hemen kalkıp hazırlandım ve yola düştük. Annem de böyle bir insan olduğu için ben 'çat' diye kapıda hazır bitmeye alışkın biriyim. Bu yüzden Yoshi ile bu konuda çok uyumluyuz.


Televizyon kırmızı yaprakların yarısının açtığını söylemişti ama yağmur bize sürpriz oldu. Her daim arabamızda şemsiye olurdu ama bu sefer yoktu. Ne yaparız diye düşünürken otoparktaki çalışan (biz bir şey demeden) şemsiye yoksa verebileceğini söyledi. Bana yeşil, Yoshi'ye siyah geldi :)
Biz hemen girişteki otoparka park ettiğimiz için önümüzde upuzun bir yol vardı gidilecek.


Yol boyunca dükkanlar vardı ama bir çoğu kapalıydı. Açık olanlar da garip şeyler satıyorlardı. Bir de yukarıdaki tapınak vardı. Biz yağmur sebebi ile iç tarafına gitmeden yolumuza devam ettik.


Böyle kafa konulan fotoğraf alanları görünce duramam ben. Hemen bir koşu gider, fotoğraf çekilirim. Yoshi çekilmez mesela. Siz ne yapardınız?


Bir yemek molası verip tapınağın giriş kapısına vardık.


Tapınağın yolu çok etkileyiciydi, sadece o an yağmur hızlanmış ve biz çok üşümüştük. Tam tadını çıkaramadık ne yazık ki.
Ama kızarmış yaprakların güzelliğine bakar mısınız?

  Tapınak bahçesi içerisinde bir çok eski tür aydınlatma ve yapı vardı.

 Ve bir de upuzun merdivenler! Merdivenleri görünce ben tam da böyleydim işte :)


Merdivenlerin yarı yolunda manzara böyleydi. Tapınak hakkında elimde fazla bir bilgi yok. Sadece 798 yılında inşa edildiğini biliyorum.


Ve bu da tapınaktan aşağıya bakış.

Bugünümüzü videoya aldık ve Japonya'da Günlük Hayat kanalımda paylaştım. İzlerseniz bizimle birlikte orada olmuş gibi olacaksınız sözü verebilirim size. Yağmurun sesi de bonus üstelik :)
İyi seyirler

Kegonji Tapınağı 1. Bölüm




Kegonji Tapınağı 2. bölüm




Tapınakta selfie stick çılgınlığımız için buraya tık tık