19 Ocak 2018 Cuma

2017'de İzlediğim Belgeseller


Yılın başında izlemiş olduğum belgeselleri şu yazımda yazmıştım okumak için buraya tık tık 

Bütün belgeselleri Netflix ile izliyorum. Netflix Japonya'ya üyeyim ama Türkçe altyazılı izleyebiliyorum. HD kalitesinde, benim için büyük kolaylık oldu.

Netflix reklamlarında Lady Gaga belgeselini görünce merak edip açtım. Onunla birlikte gezmiş kameramanlar. Bu kadar gerçek ve acı içinde oluşunu görmek değişik bir tecrübe oldu benim için. Para ya da şöhret her şey demek olduğunu sananlar özellikle izlesin derim.




İngiliz Dedektif - Bir Suç Hikayesi

Annenizin 30 senedir kayıp olduğunu düşünün ve bu konuda babanızın bir şeyler biliyor olabileceğini... Ve asla bu konu üzerine konuşmadığını düşünün. İnsan resmen çıldırır!




My Friend Rockefeller

Kendisinin bir Rockefeller olduğunu söyleyen bir adam, işlediği cinayetler ve kandırdığı kişiler. Film gibiydi resmen.




Heroin(e)

Madde bağımlılarına yardım eden kadınların başrolde olduğu bir belgesel. Olay yeri videoları falan da vardı. Bir insan bunu neden kendine yapar anlamak zor.


Micheal'a Ne Oldu?

Bir zamanlar gay aktivist olan Michael'ı anlatan bir belgesel. Eski sevgilisi onu görmeye gider ve Michael artık kilise papazıdır ve bir kadınla evlidir. Şoklar şoklar yani. Film gibi ama gerçek.



Just Like Us
Mısır asıllı Amerikalı komedyen Ahmed Ahmed ve arkadaşları Orta Doğu'nun çeşitleri yerlerinde gösteriler yapıyorlar. En eğlendiğim belgesellerden biri oldu. Önyargılarla savaşmak ve onları yıkmak adına keyifli bir belgeseldi benim için.



İtiraf Kasetleri

7 bölümü yayınlanmış ama ben 1,5 izledim sadece. Eve geliyorsun anneni, babanı, kardeşini kanlar içerisinde ölü buluyorsun. Sorun şu ki sen ve arkadaşın da öldürmüş olabilirsin. Polisler 2 genci itiraf ettirebilmek için tartışmalı bir yol seçmişler. Bitirmediğim için bir şey diyemeyeceğim. Devam et diyenler?



Newtown

2012'de Connecticut'ta yaşanan katliamdan sonra ailelerle görüşülmüş. Travmayı nasıl atlattıklarını anlatıyorlar. Bu da yarım benim için çünkü evladını kaybetmiş aileleri görmek, tahmin edersiniz ki pek iyi gelmedi bünyeme. Belki bir gün devam edebilirim.



The Story of Diana

Nasıl ağladım belli değil. Birden herkesin bildiği, tanıdığı, sevdiği biri oluyorsun. Medya diye bir canavarı bazen isteyerek, bazen de istemeyerek besliyorsun. Bir gün yeter diyorsun ve o canavar seni bitiriyor.
Offf böyle işte. Bir yerden sonra doğa, hayvanlar belgesellerini bırakıp ( gerçek kişiler) bunları izlemeye başladım.

2017 böyle geçti. 2018'de de bol belgesel sözüm var kendime. Fena gitmiyorum şimdilik.

Özellikle Netflix'te mutlaka izle dediğiniz belgeseller varsa yazın lütfen!

10 Ocak 2018 Çarşamba

Shiga'da Sonbahar






 Yoshi ile bir cafeye gitmiştik. Orada okuduğum bir dergide görmüştüm burayı. Tabii ki hemen Yoshi'ye gösterdim, buraya gidelim diye. O da sağolsun hemen araştırmalara girip, ilk izin gününde atladık arabamıza.



Bizim evden 2 saat kadar sürdü ulaşmamız. Ve şansımıza Sohbahar Festivali'nin son günüydü. Bir sürü sergi, insan ve araç vardı.



2.4 km boyunca 500 kadar kızılağaç (sanırım türkçesi bu) sıralanmıştı. Bazı yerlerde dallar birbirine karışıyordu.



Şansımıza da hava çok güzeldi. Epey bir yürüdük yol boyunca. Sonra da sergilere gidip yemeğimizi yedik. Tabii ki canlı müzik eşliğinde. O da günün keyifli anlarından biriydi.


İnternette gördüm kış ve ilkbahar fotoğraflarını o da çok hoşuma gitti. Belli mi olur belki diğer mevsimlerde de gidip görme şansımız olur.

Günün videosunu da ekliyorum. Çaylar, kahveler hazırlansın!

İyi seyirler!