28 Ekim 2021 Perşembe

İş Bankası Modern Klasikler Dizisi Güncelleme

 


Son güncelleme yazısı üzerinden yıllar geçmiş. Bu sene yaptığım alışverişlerde yine aynılarını almış olduğumu fark edince acil güncelleme yazısı yazmam şart oldu.

1- Sineklerin Tanrısı - William Golding
3- Anthony Burgess - Otomatik Portakal 
4- Joseph Conrad - Casus
5- Sir Arthur Conan Doyle - Korku Vadisi
6- Jack London - Vahşetin Çağrısı
7- Franz Kafka - Aforizmalar
9-Dört Oyun -Bernard Shaw
10- Beyaz Diş - Jack London
11- Üç Örnek Öykü ve Bir Önsöz - Miguel De Unamuno
12- Dörtlerin Yemini - Sir Anton Conan Doyle
14- Üç Büyük Usta - Stefan Zweig
15- Kendileriyle Savaşanlar - Stefan Zweig
16- James Joyce - Oda Müziği Bütün Şiirleri
17- Küskün Kahvenin Türküsü - Carson McCullers
18- Kendi Hayatının Şiirini Yazanlar - Stefan Zweig
19- Bahçede Eğlence - Katherine Mansfield
20- A.B.D. 1919 - John Dos Passos
21- Satranç -Stefan Zweig
22- Stefan Zweig - Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu
23- Demir Ökçe -Jack London
24- Anthony Burgess - Mozart ve Deyyuslar
26- Dönüşüm - Franz Kafka
27- Kule -William Golding
28- Halil Cibran - Ermiş -  yazısı burada tık tık
29- Altın Gözde Yansımalar - Carson McCullers
31-Deniz Kurdu - Jack London
32- Halil Cibran - Kum ve Köpük
33- Huckleberry Finn'in Maceraları - Mark Twain
34- Martı - Anton Çehov
35- Vanya Dayı - Anton Çehov
36- Bir Hanımefendinin Portresi - Henry James
37- Çocukluğum - Maksim Gorki
38- Martin Eden - Jack London
39- Maksim Gorki - Ayaktakımı Arasında
40- Bütün Şairlerinden Seçmeler - Rainer Maria Rilke
41- Anthony Burgess - Bir Elin Sesi Var
43- Şato - Franz Kafka
44- Yıldız Gezgini -Jack London
45- Halil Cibran - Meczup -  yazısı burada tık tık
46- Küçük Burjuvalar -Maksim Gorki
47- Genç Bir Doktorun Anıları - Mihail Bulgakov
48- Rabindranath Tagore - Gitanjali
49- Dava -Franz Kafka
50- Ben, Claudius - Robert Graves
52- Stefan Zweig- Bir Kadının Yaşamından Yirmi Dört Saat -  yazısı burada tık tık 
53- Virginia Woolf - Deniz Feneri
55-Karmaşık Duygular -Stefan Zweig
57- Stefan Zweig - Korku
61-Yakıcı Sır - Stefan Zweig
62- Dr. Jekyll ile Bay Hyde Tuhaf Bir Vaka -Robert Louis Stevenson
65- Stefan Zweig - Gömülü Şamdan
66- Stefan Zweig - Olağanüstü Bir Gece
67- Gezgin - Halil Cibran
68- Benim Üniversitelerim - Maksim Gorki
69- Mürebbiye -Stefan Zweig
71- Üç Kız Kardeş -Anton Çehov
72- Ay'a Yolculuk -Jules Verne
73- Doktor Hastalandı - Anthony Burgess
74- Tom Sawyer'in Maceraları- Market Twain
76- Vişne Bahçesi - Anton Çehov
77- Boyalı Peçe- W. Somerset Maugham
78- Feniçka - Lou Andreas- Salome
80- Franz Kafka - Ceza Kolonisinde ve Diğer Öyküler
82- Babaya Mektup -Franz Kafka
84- Dalgalar -Virginia Woolf
86- Ermişin Bahçesi - Halil Cibran
87- Amok Koşucusu -Stefan Zweig
88-Clarissa- Stefan Zweig
90- Stefan Zweig - Bir Çöküşün Öyküsü
92-Doktor Ox'un Deneyi - Jules Verne
93- Carson McCullers - Yalnız Bir Avcıdır Yürek
94- Jules Verne - Seksen Günde Dünya Gezisi (yok kitaplıkta)
95- W. Somerset Maugham - İnsanın Esareti
96- Oscar Wilde - Mutlu Prens
97- Lewis Carroll - Alice Harikalar Diyarında
98- Stefan Zweig - Ay Işığı Sokağı
99-Pinokyo -Carlo Collodi
102- Altıncı Koğuş - Anton Çehov 
104- Stefan Zweig - Mecburiyet
107- H. G. Wells - Zaman Makinesi Bir Buluş
109- Lou Andreas- Salome - Ruth
110- Zacharius Usta -Jules Verne
117- Arkadi Averçenko - Bir Safdilin Hatıra Defteri (yok kitaplıkta)
126- Oz Büyücüsü - L. Frank Baum
128- İstanbul Treni -Graham Greene
140 - İnsanlığın Yıldızının Yükseldiği Anlar - Stefan Zweig
141- Denizler Altında Yirmi Bin Fersah -Jules Verne
142- Küçük Kadınlar - Louisa May Alcott
144- Hayatın Mucizeleri -Stefan Zweig
145- Buzullar  Arasında Bir Kış - Jules Verne
146- Olalla- Robert Louis Steven
147- Benjamin Button'ın Tuhaf Hikayesi
157- Küçük Prens- Antoine De Saint-Exupery
159- Bir Zanaatla Beklenmedik Karşılaşma - Stefan Zweig

9 Haziran 2021 Çarşamba

Yolun Neresindesin Sergül Kato?


      

13 yıl önce bu ekranı ilk açtığım anı, dünmüş gibi hatırlıyorum. Japonya'ya geleli 9 ay olmuş. Japonca okulu ve 2 tane part time işin arasında yuvarlanıyorum. Bir haziran sabahı uyanmışım yağmur yapıyor. Gri gökyüzü içim kararmış. Annemi aramıştım ne yapıyorsun diye. En neşeli sesiyle denize gidiyoruz hava çok güzel burada demişti. Zaten sıkkın olan canım daha da sıkılmıştı. Ben evde bunalırken, onların denize doğru yola çıkmasına sevinenemiştim açıkçası. O zaman blog okumak rutinimdi zaten. Ablam tanıştırmıştı bu dünya ile beni. Birlikte başka bir blog da açmıştık. Sonra blogcu sitesi sık sık göçmeye başlayınca. Blogspot'a taşınmıştı birçok blog. Ben de blogspot ekranını açmıştım. Blog adı ne olsun diye soruyordu bana. Önce ellerime, sonra klavyeye ve en sonunda hayallerime baktım. Ben bunların hiçbirini hayal etmemiştim. Kafamda tek bir soru belirdi.

        YOLUN NERESİNDEYİM?

22 yaşımda Japonya'da bulmuştum kendimi. Oysa benim hayat yolum çizilmiş gibiydi. Anaokulu öğretmeni olup, devlet beni nereye atarsa oraya gidecektim. Japonya mı? Rüyamda görsem inanmazdım ama buradaydım. Yol beni buraya getirmişti ve kim bilir daha nerelere götürecekti.

Yolun Neresindeyim? diye başladım. Bir tanışma yazısı olmadı hiç blogda. Direkt yol üzerinde gördüğümüz bir buda heykelini anlatarak başladı maceram. Bir süre kendimi hiç göstermedim. Sonra kendi fotoğrafımı paylaşmaya başlayınca. Sen baya güzel bir kızmışsın neden sakladın ki kendini dediler bana. Bu bakış açıcı garip gelmişti bana, yadırgamıştım açıkçası ama bugün bakınca doğru demişler. 


2008 yılı yaş 22 bugünkü kadar 'sert' bakmıyordum ben de hayata. 13 yıl boyunca öyle sorulara, öyle isteklere, öyle ithamlara maruz kaldım ki. İstemeden de olsa sertleştim. Söze canımmm diye başlayıp her istediğini söyleme hakkı olduğunu sananlar. Akıllarına her geleni soranlar. Sende 2 tane var birini bana ver diyenler. Kocamın cinsel organını bile fütursuzca konuşanlar. 


13 yıl diyorum. Bazılarını hiç unutamadım. Tabii ki akılda kalanlar sadece kötüler değil.

Boğazım ağrıyıp hasta olunca canım çikolatalı bisküvi çekti diye okul harçlığı ile bana bunu gönderen de oldu.

Fenomen olmak için kızımı benim öldürdüğümü söyleyen de.

Aslında uzun bir süre önce farkına varmıştım herkesi mutlu etmenin bir yolu yoktu.

Ama en büyük sınavım Efsun'un gidişiyle oldu.


Oturup ağlarsın! yeter çok ağladın artık hayata dön dediler.

Acını paylaşmazsın! ooo ne oldu çabuk unuttun dediler.

Böyle bir travma yaşarken bir de bunları yaşamak çok kolay olmadı ama beni büyüttü.

Belki vaktinden önce oldu ama büyüttü.

Hayat senin Sergül! Kimseye verecek bir hesabın yok da o günden sonra düsturum oldu.


Ne çok kalbe dokundum, ne çok kalp bana dokundu.

Sofralarda, okullarda, sohbetlerde adım geçer oldu.


Bir gün Antalya'da bir restoranda otururken karşı masada sürekli baba bakan, bebek arabalı bir kadın vardı. Önce birine benzetti herhalde diye düşündüm. Daha sonra artık dayanamadığı anlaşılır bir ifade ile yanımıza geldi. Hiçbir şey söylemek istemiyorum 'kalk sarılmamız lazım' dedi. O kadar şaşırdım ki, sadece söylenene itaat edip ayağa kalkabildim ve biz kocaman sarıldık. O kadar iyi geldi ki bu sarılma.

Nefes'e hamileydim ve saklıyordum. Mide bulantılarım çoktu ve gittiğimiz restorana daha önce Efsun'la gelmiştik ve ben o anları düşünüp üzülüyordum içimden. Sonra o kadın geldi beni kocaman kucakladı.

O günden sonra 'kalk sarılmamız lazım' hareketi başlattık :) Söke'de birkaç kere yanıma gelip direkt kalk sarılmamız lazım diyenler oldu. O kadar güzel ve kıymetli ki bu duygu anlatamam.


Ben olumsuzu paylaştığım ya da onlara cevap verdiğim için beni agresif bulanlar oluyor. Ama ısrarla söylüyorum ben o kişi değilim. Evet bazı şeylere tahammülüm düşük ama bu beni agresif yapmaz :)

2008 yılından beri blogda, 2010'dan beri instagram ve youtube'da kendimi anlatıyorum size.

Anlatmak istediğim kadarını yalansız dolansız. Hep söylediğim gibi ne bunlardan ibaretim ne de farklı.


Bu hayat yolunda, yolum nereden geçerse oradan anlattım size.

Gün oldu güneş açtı, gün oldu fırtına tuttu. Gün oldu sandalım mavi denizlere yol aldı, gün oldu sandalım alabora oldu. Bütün bunlarda bir tek ortak nokta oldu 'hep gerçek olmam'

Ben ne sizi kandırmaya çalıştım. Ne de olmamışı oldurmaya çalıştım.

Bazen bu kadar düzlük, doğruluk değer görmedi ama ben yine dönmedim yolumdan.


Nefes bir yandan beni çekiştirirken bu satırları yazmak kolay olmuyor :) kafamı da toparlayamıyorum. Ama siz anlarsınız beni.

Tek paylaşımla gönlünüzü çalamam belki ama tanısanız siz de seversiniz beni :)


Yol beni çoğalttı 

Yol beni eksiltti

Yol aynı yol

Ben aynı ben

Yol arkadaşım aynı yol arkadaşı

Tek fark artık yolda yalnız değilim.

Biri kalbimde, biri kucağımda büyüttüğüm 2 kızımla

Yolun gittiği yere kadar anlatmaya, paylaşmaya devam etmek istiyorum.

Belki nasip olur sizinle de bir yerde kesişir yolumuz.

13 yıldır yol arkadaşım olduğunuz için teşekkür ederim!