3 Ocak 2021 Pazar

Bugün Kendin İçin Ne Yaptım? Ocak 2021


     

Nefes olduktan sonra sanırım en çok yakındığım şey, kendime vakit ayıramamak. Benim kendimle olan bağım azaldığı ya da koptuğu zaman toplayamıyorum kendimi. O yüzden bilinçli bir zaman ayırmak ya da ayırdığım zamanın farkına varabilmek adına bu seriye başlıyorum.
Belirli aralıklarla bu yazıyı güncelleyeceğim bakalım nasıl gidecek bu süreç.

     1 Ocak - Hep ertelediğim resim kursuma geri döndüm. 1 saat online resim çalışması yaptık.
2 Ocak - Nefes'i babasıyla bırakıp, yukarıda tek başıma kitap okudum.
3 Ocak - Uzun bir duş arkasından, ojelerimi sürdüm, maske yaptım.

17 Aralık 2020 Perşembe

Hayata Dön - Gülseren Budayıcıoğlu

 

   

Bugün Ala ile veda günüydü.
Sonunda bitirebildim. Okuduğum 5. ve şimdilik son (yenisi basılana kadar) Gülseren Budayıcıoğlu kitabımdı.
Sanırım beni en üzen, üzerimde ağırlık bırakan kitabı oldu Hayata Dön. Ve tabii ki en uzun sürede okuduğum. Biraz kitapla, biraz da benimle alakalı bu kadar elimde sürünmesi.

Ala'yı şöyle tanırsınız. İstanbullu Gelin dizisi bu kitaptan uyarlama. Çok fazla benzerlik yok, hatta hiç yok dersem abartı olmaz bence. Ve eğer seyrediyorsanız da Kırmızı Oda'nın Alya'sı.

Kitapta zorlanmamın sebeplerinden biri de Kırmızı Oda'nın ilk iki bölümünü izlemiş olmam. 
Ne yazık ki kitapta doktor konuştukça Binnur Kaya, Alya konuştukça Melisa Sözen geldi gözüme. Bu sebeple zaman zaman uzaklaştım kitaptan. Sonra bunu tam aştım derken. Doktor ve Ala'nın seansları Ala alışana kadar sürekli alıntı hikayelerden oluşuyordu. Bu kadar uzun ve detaylı yazması benim için gerçekçiliğini kaybettirdiği için yine uzaklaştım kitaptan. Sonra bir de kişisel zamanlamam, Türkiye'deki son günlerim, yolculuk stresi falan derken uzadı da uzadı. Ve bu yüzden yarım bir şekilde benimle birlikte Japonya'ya geldi kitap.




Ala doktora alışıp, kendini açmaya başlayınca offf işte kitap burada başlıyor dedim kendime. Başlıyor da aynı anda bir fil oturuyor göğsünüze. Allah'ım Allah'ım diye diye sona geldim. İstabullu Gelin ile kafamda kurduğum aile de neymiş. Sıfır alaka. Gerçek olduğunu bilmek de yükünü arttırıyor insanın.
Ala ve annesinin ilişkisini okudukça kalakaldım. Anneme sarılmak, teşekkür etmek istedim. Bir de Nefes'i izledim sık sık (sanki hep yapmıyormuşum gibi :) ) Ona sarıldım. Annenin açtığı yara nasıl bir boşluk, tahmin bile edemezdim. Tabii altında yatan sebepleri bilemediğimiz için anneyi haklı çıkarabilecek bir sebep yok elimde. Ama onun da hayatının çok zor olduğuna eminim.

Her Gülseren Hanım'ın kitabının sonunda aynı şey düşüyor aklıma. Şu an nasıllar acaba?  Gerçek Ala okur mu bu satırları? Denk gelir mi ki blog yazım ona. Sağ mıdır? Sağlıklı mıdır? Mutlu mudur? 
Eğer olur da bu satırları okursa Ala
Kocaman sarıldım sana hem de kocaman kocaman
Sımsıkı!





Alın mutlaka okuyun diyebilir miyim bilmiyorum.
Ama ben seviyorum Gülseren Hanım'ın kitaplarını. Onunla o odada oturup, insanların hayatına bakabilmeyi.
Şimdi Kırmızı Oda izlemeye devam edebilirim.

2020'nin 29. kitabı olmuş oldu Hayata Dön
Hedefimin çok gerisindeyim ama bahane çok. Gerçek sebep sayılmaz hiçbiri.
Neyse en azından hedef yolunda devam ediyorum.