31 Ağustos 2014 Pazar

Kendime İyi ki Doğdum Hediyesi

video


Dün 29 yaşıma girdim. Her sene yapmaya çalıştığım gibi bu sene de kendime doğum günü hediyesi aldım.
Bu sene biraz bonkör davrandım sanki :)



Önce kendimi D&R'a attım. Kimler şaşırdı? Bence hiç kimse :p

Tezer Özlü tanıma çabalarım devam edecek görüldüğü gibi. Çocukluğun Soğuk Geceleri ve Eski Bahçe 〜 Eski Sevgi kitaplarını aldım.

Sonra rafların arasında dolanırken Karl Marx'ın Sevilen bir insan yapmalısın kendini kitabı çekti dikkatimi. Onu da orada bırakamadım.

Halil Cibran'ın Ermiş kitabı benim en sevdiğim kitaplardandır. Bu yüzden Halil Cibran'a bir yakınlığım vardır. Ama fazlaca çevirildiği için yanlış çeviri ile basılmış (ya da kötü çeviri) çok kitabı da mevcut. İş Bankası Kültür Yayınları'ndan çıkmış Kum ve Köpük kitabını görünce denemek istedim.

Alt raflarda beni başlığı ve kumaş kabı ile çeken bir kitap buldum. Boktanlık Üzerine - Harry G. Frankfurt
Kimdir? Nedir? Bir fikrim yok ama kitabın giriş paragrafı satın almam için yetti. Dün başladım okumaya ama kitabın devamı girişi kadar akıcı değil şimdilik.

Ve son kitap gerçekten bilmeniz gereken 50 Felsefe Fikri -Ben Dupre
Felsefe okumak isteyen ama nereden başlayacağını bilemeyen benim için iyi bir başlangıç olabilir sanki diye düşündüm.

Kitap alışverişim bu kadardı. Hemen kitabıma başlamak istediğim için kendime Paper Mate mekanik kurşun kalem aldım. Ortaokuldayken Paper Mate silinebilir tükenmez kalemlerim vardı. O yüzden bu markaya bir yakınlık hissederim. Türkiye'de çeşitleri çoğalmış, bu sevindirici bence.

Gülşah için girdiğimiz oyuncakçıdan, kendim için Nova Color mum boya alıp çıktım. Evet, bunu yaptım. Bugün olsa yine yaparım :) Lisede staj için anaokullarına gittiğimde hep bu boya olurdu. O günlerin anısına ya da o günlerin bahanesine aldım.

Ve kendime (görece) büyük hediyem. Nazar boncuklu bileklik. Normalde kendime her sene kolye almaya çalışırım, bu sene bileklik almak istedim. Dünden beri bileğimde. İnşallah kötü gözlerden koruyacak beni :p

İşte böyle!

Bence iyi ki doğdum :)

Herkese bir de buradan çooooook teşekkür ederim. Mesajlarınızla, videolarınızla, yorumlarınızla ve varlığınızla süper bir doğum günü geçirmemi sağladınız.
Bir tek Yoshi'm eksikti o kadar.



29 Ağustos 2014 Cuma

Fedai


Elimdeki kitaplardan biri bitince Fedai'ye başlamıştım. Uyku öncesi başlamam hataydı tabii.  Hemen birkaç bölüm bitirdim. Kendimi zorlayıp uyudum. Aslında çok uykum vardı ama ondan daha çok kitap sarmıştı. Sabah erkenden uyanıp, yatakta öğlene kadar kitabı okudum. Tabii ki yarılamıştım.
Ve aynı gece biraz geç saatlere kadar okuyunca kitap bitti.
Ve bittiğinden beri fazla kitap okuyamıyorum. Duraklama dönemine girdim sanırım. Azıcık mola.

Angutyus ya da Fatih Akdere ilk defa okuyorum. Bu yüzden beni ne bekliyordu bilmiyordum. Dili oldukça akıcı.
Bir bar fedaisinin başından geçenleri anlatıyor. Bilmediğim dünyalar olduğu için ilgiyle okudum. Bazı bölümler gençlere uygun olmayabilir. Türk usulü Grinin Elli Tonu gibi diyebilirim. (anladınız siz onu)

Anlattığı şeyler, verdiği detaylar o kadar gerçek gibi ki roman değil de yaşanmış öyküler okuyor gibiydim. Bu açıdan da sevdim. Verdiği detayları bu kadar atmış olamaz yaa diye düşünüyorum sanırım :)

Yaşı küçüklere değil ama yetişkinlere önerebileceğim keyifli bir okuma olduğunu düşünüyorum.
Kitap şu an Seray'da bakalım o da sevecek mi?

Okuduğum Kitaplar yazılarım için buraya tık tık

28 Ağustos 2014 Perşembe

Vanilya Club Ağustos Kutusu 2014

Vanilya Club aylık 35 liralık bir servis.Her ay evinize bir kutu kozmetik ürünü geliyor.Deneme boyları ya da tam boy ürünler oluyor.

Kendinizi şaşırtmak ve sevindirmek için sizi  https://www.vanilyaclub.com alalım.

Üye olurken Davetiye Kodu Kısmına SKATO yazarsanız ilk alışverişinizde %10 indirim kazanırsınız.


Birkaç gün sonra neredeyse Eylül kutusu gelecek ve ben size hala Ağustos kutusunu anlatmadım. Çok ayıp bana :)

Vanilya club üyeliğim devam ediyor. Ben yokken annem alıyor kutuları içinden çıkanları beğenirlerse ablamla paylaşıyor. Kalan sağlar da benim oluyor. Kendim Türkiye'deyken kutuyu karşılamak, heyecanla açmak daha farklı bir duygu tabii ki.

Ağustos kutusundan hem vücut hem de renkli kozmetik çıktı.

Soldan sağa

Alessandro Fresh Up Lipstick - 11 raspberry
Yaşlanma karşıtı vitamin E ve güneş koruması (SPF 15) içeriyormuş. Bu açıdan gözüme girdi bile. Vanilya kutu sayesinde tanıdığım bu markanın ürünlerini genel olarak başarılı buluyorum. İlk defa ruju deneyeceğim için de meraklı ve mutluyum. Ayrıca ışığı ve aynası olduğu için de tam at çantaya çık modunda bir ruj. Rengi fotoğrafta iddialı dursa da hafif bir sürümle kullanabileceğim bir renk. İçeriğindeki nane ekstresi ile ferah bir hissi var. Bir de makadam yağı olduğu için de yumuşacık oldu dudaklarım :)

Blinc mascara 
Markayı ilk defa duydum. Henüz kendimde denemedim ama geldiği gün komşuda denemiştik. O bayılmış :)

Lcn Shiny Eyeliner - blossom glaze
Eyeliner ile aram pek yok. O yüzden bunu da denemedim henüz. Ama komşu denemiş ve sevmişti. İçinde altın ışıltıları olan kırık beyaz bir eyeliner.

Achroactive Max Whitening Face Mask
Tek kullanımlık olduğunu düşünüyorum. Daha önce duymamıştım markayı. Annem deneyebilir maskeyi. Ben pek güvenemedim kendime :)


Palmer's Massage Cream for Strech Marks - Gerginliği önleyen masaj kremi
Organik içerikli bu krem %100 saf kakao yağı içeriyormuş. Bu sebeple misss gibi kakao kokuyor :)
Aynı zamanda E vitamini, aloe, soya çekirdeği yağı, kolajen ve elastin içeriyormuş.
Özellikle hamilelikte güvenle kullanılabilecek bir ürün bence. 

Palmer's Olive Butter - Zeytinyağı formüllü vücut losyonu
Mis kokuyor bu krem mis. Hemen nemlendiriyor ve çabuk emiliyor. Ayrıca cildin gençliğini korumasını da destekliyormuş. Denizden, tuzdan kurumuş ciltlere bu dönemde iyi gelecektir diye düşünüyorum.

Ben bu ayın kutusunu çok sevdim. Renkli kozmetik ve vücut bakımı ürünleri sevdiğim şeyler sonuçta :)
Eylül'ü merakla bekliyorum.


Kendinizi şaşırtmak ve sevindirmek için sizi  https://www.vanilyaclub.com alalım.

Üye olurken Davetiye Kodu Kısmına SKATO yazarsanız ilk alışverişinizde %10 indirim kazanırsınız.

Bugüne kadar gelen vanilya club kutularını okumak için buraya tık tık

25 Ağustos 2014 Pazartesi

İnstagram ile Pazartesi #150

instagram kullanıcı adım:serrose
Yoshi'nin kullanıcı adı:yoshijaponbalik
Ablamın kullanıcı adı:sermoon09
Annemin kullanıcı adı:3kizannesi

instagram web üzerinden beni takip etmek isterseniz buyrun bu linke.


Ananemin son zamanlardaki mutluluğu benim sosyal medya hesaplarımdan ona gelen yorumları dinlemek. Gelen yorumları okuyorum ona. O da cevaplıyor. Allah razı olsun diyor, aaa taaa nereden yazmış diyor.
Bir de aramızda kalsın ama ben meşhur muyum diye soruyor bana :) Bir gün ananemle karşılaşırsanız videolarını izliyorum deyin ve ananemin gülümsemesine bakın. Kocaman sırıtıyor. Mest oluyor resmen :)



Canım arada puding çekebilir ama sıcak sıcak yenecek :D


Hayat bazen siyah, beyazın içinden pembeyi görebilmek sanırım. Becerebiliyorsak ne ala!


Kuşadası'nda yeni favori mekan buldum kendime. Roof Kuşadası! Manzara süper ötesi! Gidin, kendiniz görün inanmazsanız :)


Annem ne zaman eline kamera alsa offff anne derim. Ve sonra o fotoğrafları annemden çalarım. Bu da öyle off bee ve çalma hatırası :)
Eee anneler her daim haklıdır :)



Acele bacı ananem aynı günde 20 kilo kışlık domates  ve tarhana yaptırdı. (o yaptım sanıyor ama resmen biz yaptık )
Dün taze tarhananın açılışını yaptım :) Mmmm ellerimize sağlık. Bereketli olur inşallah!
Her sene Japonya'ya da götürüyorum çünkü bayılıyor tarhanaya. Gerçi ona göre 'anane çorbası' bu :)

İşte böyle geçti bir hafta!

Hepimiz için çoooook keyifli ve sağlıklı geçer bu hafta inşallah!

Daha fazla fotoğraf için tumblr'e buyrun 

24 Ağustos 2014 Pazar

Mini Alışveriş



Dün geceki Kuşadası planına yeni açılmış olan D&R'a uğrama şartı ile dahil oldum. 2. şubenin açılmasına sevindim. Bilenleriniz vardır belki birkaç ay D&R kitap bölümünde çalışmıştım. Kuşadası'nın ilk şubesinde. Hayatımın en güzel günleri idi. Kaçta yatarsam yatayım, erkenden uyanıp işe gitmek koymazdı. Her gün kitap kokusu ve yeni çıkanlarla çevrili bir dünya. Sanırım en özlediğim  iş deneyimi buydu.

Neyse duygusallığı bırakalım. Annemler ve lise arkadaşımla Cafe Marin'e oturduk. Siparişleri verdik ve ben kendimi D&R'a attım. Önce kitap bölümüne daldım. Beni ne çekeceğini bilmeden tabii. Pizzanın gelmesine 12 dakikam olduğu için azıcık zaman stresi yaşadım.
Derken kendimi Tezer Özlü'nün önünde buldum. Yorumlarınızdan yola çıkarak Yaşamın Ucuna Yolculuk kitabını aldım. Hemen yan rafta Özlü'nün en sevdiği yazarlardan Pavese duruyordu. Bunu bir işaret olarak kabul edip, onu da aldım elime.
Biraz daha dolanıp kasaya gittim. Bu arada içeride çok hoş müzikler çalıyordu. Ödemeyi yaptıktan sonra çalan cd'yi sordum. Ve tekrar kasaya gidip onu da satın aldım. Happy Hour cd'nin adı. Kitap okurken bayılıyorum böyle müzikler dinlemeye. Yoshi ile sık sık okuma saatlerinde eşlik ediyorlar bize. O da sevecek yani.

Böylece yeni şubenin açılışını yapmış oldum kendi içimde :)

Kitaplarım biraz sonbaharlık sanki. Azıcık depresyon barındıyorlar gibi. Şimdi karar vermem lazım. Bunlar Türkiye kitabı mı, Japonya kitabı mı olacak diye. Önümüzdeki günler gösterecek. Beni çağırırlarsa burada, çağırmazlarsa Japonya'da okunacaklar.

Yorum yazan herkese çok teşekkür ederim.

Mutlu Pazarlar!

Tezer Özlü Kalan kitabı yazım için buraya tık tık 


23 Ağustos 2014 Cumartesi

Aynı Anda Kaç Kitap Okuyorsun?


Kitap okumayı sevdiğim kadar kitap fotoğrafı da paylaşmayı sevdiğim için çok soruluyor bu soru. Aynı anda kaç kitap okuyorsun.

Belirlediğim bir sayı yok. O an hangi kitapları okumak istiyorsam, onlar elimin altında oluyor. Yere, duruma ve psikolojime uygun seçimler yapmaya çalışıyorum.
Belirlediğim bir sayı yok ama genelde en azından 10 taneyi geçmesin diye de dikkat ediyorum. 4-5 ortalama sayı olabilir.
Aynı anda kitap okumaya sanırım lise yıllarında başladım. Planlı yaptığım ya da birinde gördüğüm bir şey değildi. İçimden öyle gelmişti.
Zorlanıyor muyum? Kitabına göre değişse de genel olarak hayır. Ama bazı kitaplar o kadar akıcı oluyor ki araya kitap almanıza müsade etmiyor zaten. Ya da çok fazla konsantre olmanızı istiyor o zaman da diğer kitaplara geçemiyorum.

Tür olarak farklı kitaplar seçmeye çalışıyorum. Aynı türde ya da aynı yazarın birden fazla yarım kitabı olmuyor elimde. O zaman karıştırabilirim.

Herkes yapabilir mi bilemiyorum. Yaptığını bildiğim insanlar ve asla yapamayan insanlar da var. Kişiye göre değişiyor yani.

Şimdi gelelim bu ara elimde neler var.

The Power kitabını eklesem mi bilemedim aslında. Çok yeni başladım. Önsözü okudum sadece desem yalan olmaz :) Ama bu ara biraz motivasyon fena olmaz diye başladım. Bu tarz kişisel gelişim kitaplarını yalnızken ve not alarak okumayı seviyorum.



Fedai kitabına dün gece başladım. Henüz hiç fotoğrafını paylaşmadım yani :) Uykudan önce biraz bakayım demiştim ama oldukça akıcı gidecek gibi. Bu yüzden bolca görebilirsiniz. Tam yorumlar ilerleyen zamanlarda.



İyi Hemşire benim genelde okuduğum türlerden farklı bir kitap. Anlatması bana göre zor yani. Yüzlerce kişiyi öldürmüş Charles Cullen'in gerçek hikayesinden yola çıkılmış bir roman. Bir sayfada birkaç kişinin ölümünü okuyabiliyorsunuz. Kan yok, vahşet yok ama kesinlikle korku ve gerilim var.
Bazen içim acıyor veya çok geriliyorum ve paatttt kitabı kapatıyorum. Merak edip tekrar okumaya başlıyorum tabii o ayrı :)


Ben, Malala büyük merakla ve büyük umutlarla aldığım ve bir türlü içine dalamadığım kitap. Kızın anlatımı mı, kitabın dili mi nedir bilmiyorum ama kitap beni alıp götüremiyor bir türlü.
İnşallah bu yaz biter diyelim! İnşallah beni iten ne ise ilerleyen sayfalarda yok olur!



Sinema Köşelerinde keyifle ve bolca not alarak okuduğum bir kitap. Aslında benim okuduğum ilk sinema kitabım. Sinema severler, film severler bu kitaba bayılacaktır. Ben film izlemeyi severim ama yönetmenlerle, oyuncularla pek aram yoktur. Bu açıdan Yoshi'nin (okuyabilseydi) bayılacağı bir kitap olurdu. Çünkü film&sinema aşığı bir kocam var :) Onunla konuşabilmek için alıyorum notları.


Açık Denize Yolculuk, bir uyku öncesi başladığım kitaplardan. Başucumdaki kitap kulesinden al beni diye seslendi. 

Sohbet havasında yazılmış bir kitap. Soru cevap şeklinde ilerliyor. Bu tarz kitapları okumayı pek sevdiğim söylenemez. Ama merak ettiğim için hızlı ilerliyor. Bir de içinde geçen birçok ismi tanımadığım için biraz yabancılık da çekiyorum açıkçası.

Ruhi Mücerret geçen sene satın almıştım ve annem Japonya'ya gelirken getirememişti. Biraz üzülmüştüm açıkçası. Kitaba başladım ve sanırım hatta yarıladım ama biraz hayal kırıklığı oldu benim için. Çok sevildi, çok okundu biliyorum ama ben hala tam dalamadım kitaba. Evet altını çizerek okuduğum satırları da var. Ama yine de ne bileyim umduğumu bulamadım. Ne umuyordum onu da bilmiyorum ya! Bu yüzden bu da yavaş gidiyor. Umarım sonunda çarpar beni :=)

İşte böyle yarım kitaplarım.



Kitap Okuma Yolları yazım için buraya tık tık

Okuma Listesi yazım için buraya tık tık

Serrose ve Okuma yazım için buraya tık tık  (kitap okuma hikayem)

Kitap Okumaya Vakit Yok Diyenlere yazım için buraya tık tık 


Bol okumalar :D


22 Ağustos 2014 Cuma

Okuyan Us & Serrose Kitap Çekilişi Sonuçları



Ailece çok severek okuduğumuz kitap sizin de ilginizi çekti. Hal böyle olunca yayınevi ile görüştüm ve aranızdan şanslı 5 kişi Bakırköy Akıl Hastanesi'nden Anılar kitabından kazanacak.

 Bakırköy Akıl Hastanesi'den Anılar kitabı yorumum için buraya tık tık 
Şartlar

* Bloğumun Google plus ya da Google Friend Connect ile takip etmeniz

* Okuyan Us yayınevinin Facebook sayfasını beğenmeniz https://www.facebook.com/OkuyanUsYayinevi

(Facebook hesabı olmayanlar katılamıyor ne yazık ki)

* 'Bu kitabı neden istiyorsunuz?' sorusuna hem bu yazının altına yorum kısmında hem de aynı yorumu Okuyan Us Facebook sayfasında çekiliş başlığı  altına yazmanız gerekiyor.

Çekiliş Cuma günü 00:00'da kapanacaktır. Kazananlar Cumartesi günü belirlenecek ve adres bilgileri alınacak. Kitaplarınız ise Pazartesi günü kargolanacak.

İşte bu kadar :)

Bol şans!

düzenleme:  Herkes sadece 1 yorumla katılabilir

* Okuyan Us Facebook sayfasında bir gecikme yaşandı ama yazı şu anda yayında.




ÇEKİLİŞ KAZANANLARI

24 Ağustos Pazar gecesine kadar adreslerinizi rozenasia@gmail.com adresine bekliyorum.

Geçerli oy sayısı 53





Kazanan numara ve yorumlar

14-  Mavi Aşığı Didoli
13- Sumeyra Surme
19- Edebiyat Aşığı
44- Zeynep Tum
27- Eylül Duygu

Pazar gecesine kadar adresler ulaşmazsa yeniden çekeceğim.

Katıldığınız için teşekkürler.

Bol kitaplı ve okumaları günler dilerim.

20 Ağustos 2014 Çarşamba

Kalanlar


Tezer Özlü'yü rafta görünce bırakamamıştım orada. Çok merak ettiğim, çok tanışmak istediğim bir yazardı.
Daha önce hiç okumadığım için beni ne beklediğini bilmiyordum. Ama sanırım yanlış yerden başladım. Kalanlar kitabı bir tanışma kitabı değil sanırım. Zor girdim cümlelerin arasına. Zaman zaman okuduğum yeri birkaç kere tekrarlamak zorunda kaldım.
İncecik kitap benim için biraz zor bitti.

Tanıyanların kitabı bence Kalanlar. Bu sebeple bunu saymıyorum. Daha önce sorduğum soruyu tekrar sormak isterim.

Size göre Tezer Özlü ile iyi bir tanışma hangi kitabı ile olur?

Bir sonraki kitap alışverişimde bu yazının altındaki yorumlar yol göstericim olacaktır. Şimdiden teşekkürler.

Okuduğum Kitaplar yazılarım için buraya tık tık

19 Ağustos 2014 Salı

Nasıl Hissettirdiğin Unutulmuyor!


Geçen hafta bu yazıyı paylaşmıştım Facebook hesabımdan.

'İnsanlar ne dediğini unutacaklar,
İnsanlar ne yaptığını unutacaklar.
Ama insanlar asla onları nasıl hissettirdiğini unutmayacaklar.'




Şimdi sizi 5-6 yaşıma götürmek isterim. Yukarıdaki kadar olmalıyım.

Bildiğiniz gibi anne-babam ben bebekken ayrılmışlar. 3 yaşından beri beni büyüten babam var. Yani bir çoğunuzun dilinde üvey baba.  Onun da içinde bulunduğu bir olay geldi aklıma.

Geçen hafta babamın amcasının öldüğü haberini aldık. Acı içinde fark ettim ki ablamla benim aklıma aynı olay gelmiş.

Ölüm haberi aldığınızda üzülürsünüz, şaşırırsınız ya da kişiyi hatırlamıyorsanız Allah rahmet olsun der geçersiniz.

Ben ilk defa hissiz kaldım.

Nedeni şu.

Hangi bayram olduğunu hatırlamadığım bir bayramdı. Bayramlıklarımızı giyip babamın amcasına gitmiştik. Ben 5 ablam da 6  yaşında falan olmalı. Gülşah bebekti. Babamın amcasına o dönemde yüklü bir ikramiye çıkmış piyangodan. (hep derim para herkesi sınar. Bazen varlığı ile bazen de yokluğu ile)

Evlerine vardık. Bizimle birlikte 8-10 çocuk kadar vardı evin içerisinde. Bir anda herkes sıraya girdi ve tekli koltukta oturan büyük amcanın elini öpmeye başladı. El öpen her çocuk kağıt para ile ödüllendiriliyordu. Sıranın sonunda Seray ve ben vardık.
En son elini biz öptük ve biz de para alacağımızı düşünürken büyük amca iki elini  birbirine vurarak para bitti dedi.
Paranın ne demek olduğunu bile bilmeyen biz para verilmediğine değil de diğer çocuklardan ayrı tutulduğumuza incinmiştik. ( bizim evimizde üvey kavramı olmadığı için biz üvey olduğumuz için harçlık alamadığımızı yıllar sonra anlamıştık)

Bunu fark eden babam ikimizi de kucaklayıp beni ya kızlarımla kabul edersiniz ya da hiç deyip terk etmişti amcasının evini.

İşte bize bunu yapan büyük amca ölmüş.

Bugün 29-30 yaşında olan iki insanda böyle bir iz bırakmış bu adam.

Yani demem o ki!


'İnsanlar ne dediğini unutacaklar,
İnsanlar ne yaptığını unutacaklar.
Ama insanlar asla onları nasıl hissettirdiğini unutmayacaklar.'


İnstagram ile Pazartesi #149

instagram kullanıcı adım:serrose
Yoshi'nin kullanıcı adı:yoshijaponbalik
Ablamın kullanıcı adı:sermoon09
Annemin kullanıcı adı:3kizannesi

instagram web üzerinden beni takip etmek isterseniz buyrun bu linke.


Öncelikle bir süredir bu seriye ara vermiştim özür dilerim. Kimlerden özür diliyorum? Her Pazartesi ne oldu bizim yazı, gelecek mi, hadi yazsana diyenlerden :) Cansınız, balsınız :)
Bloğumu biraz boşladım ama dönüp dolaşıp geleceğim yer burası, panik yok :)

Fotoğraf Samos'tan. Bir daha gitmek nasip olur inşallah!


Tatil Fikri aracılığı ile Japonya'dan belgesel yapımcısı, fotoğrafçı, kameraman bir bey geldi :) İstanbul, Kapadokya, Fethiye, Güzelçamlı fotoğrafladığı yerlerden bazıları.
Japonya'da ya tanınmıyoruz ya da kötü tanınıyoruz bunu kırabilmek umuduyla bu fotoğraflar bir başlangıç olur inşallah!

Güzelçamlı sahilinde ben :)


Özleyince çekilmez biri oluyorum yazıp paylaştım bu resmi. Ki gerçekten de öyle oluyorum. Uykuyu kaçırır gibi olduğumda işe gitmek üzere olan Yoshi giriyor devreye.
İyi ki var!

Aslında bol okumalı geçiyor tatil ama yazıya eklemek istemedim kitap fotoğrafları, bunaltabilirim yoksa :)

Daha fazla fotoğraf için tumblr'e buyrun 

17 Ağustos 2014 Pazar

Onüç Günün Mektupları



Gülşah akut bronşit olduğu için 4 gündür hastanede yatıyor. Tabii annem de yanında. Hal böyle olunca biz de evdeyiz. Seray komşu kızı ile film izlemece, ben ise bol bol okumaca modundayım. Yeni kitaplar sağolsun günde 1 kitap şeklinde ilerliyorum. Ananem ise yemek yapmak ve bize zorla yedirmek ile meşgul :)
Annemsiz ve Gülşah'sız ev çok can sıkıcıymış  bunu anladık. İnşallah yarın çıkarlar da ev eski neşesine ve gürültüsüne döner.

Onüç Günün Mektupları Cemal Süreya'nın eşine yazdığı mektuplardan oluşuyor. Beni Sabahattin Ali mektupları kadar çarpmadı. 2 yazarı (şairi) birbiri ile kıyaslamak değil niyetim asla! Ama belki içinde bulunduğum ruh halinden ötürü Sabahattin Ali'nin kitabı resmen çarptı beni.

Kitap mektuplardan oluştuğu için şairin hayatına biraz daha dokunabiliyorsunuz. Günlük gibi yazılmış mektuplar. Her gün hem de. Eşi hastane olduğu için bir nevi ona verilen rapor gibi. Nasıl yazmış, nerelerde yazmış falan gibi detayları okumak çok hoş oldu.

Cemal Süreya severlerin kaçırmaması gereken bir kitap bence.

  Okuduğum Kitaplar yazılarım için buraya tık tık

16 Ağustos 2014 Cumartesi

Mini Kitap Alışverişi



Dün ablamla Novada Outlet'e gittik. Yemek yiyecek, Kipa'dan alışveriş yapacak ve hemen dönecektik sözde ama öyle olmadı. Kipa'da lise arkadaşımla karşılaşınca oradaki cafede bir şeyler içmeye karar verdik.
Tam dönüyorduk ki ablamın aklında bir çanta kalmış ona bakmak için Boyner'e gittik. Tam kapısından girecektik ki çantayı orada görmediğini hatırladı ve beni Koton'a sürükledi :) Ben hiç alışveriş modunda olmadığımdan bana kızıp mağazadan çıktı.
Tam D&R'ın önünden geçiyorduk ki (vallahi benim girme niyetim yoktu) ablam hadi girelim, ben bir şey alacağım dedi.
O bana doğum günü kartı bakarken (30 Ağustos doğum günüm de  :p ) ben de kitap bölümüne daldım. (kimler şaşırdı? )

İlk olarak elim Sabahattin Ali'nin eşine ve kızına yazdığı mektuplardan oluşan Canım Aliye, Ruhum Filiz kitabına gitti elim. İlk defa görmüştüm, biraz içine bakınca almaya karar verdim. Tek kitapla çıkmayı canım istemeyince yanında durmakta olan Cemal Süreya'ya takıldı gözüm. Onüç Günün Mektupları kitabın adı. Şiirleri ile tanıdığım Cemal Süreya'nın düz yazılarını, mektuplarını merak ettiğim için onu da almaya karar verdim.
Tam kasaya yönelecektim ki Tezer Özlü'nün Kalanlar kitabına takıldı gözüm. Ben daha önce hiç Tezer Özlü okumadım, iyi bir başlangıç olabilir belki diye düşündüm. Böyle düşüne düşüne kasanın yolunu tuttum :)

İşte böyle bir psikolojide aldım kitapları.
Online alışveriş yapmak büyük kolaylık olsa da kitapçıya gidip kitap almanın hazzı bambaşka! Bilmediğin kitaplar seni çağırıyor, bu duyguya bayılıyorum!

Tezer Özlü'nün kitaplarını okuduysanız, şundan başla dediğiniz varsa yorum kısmına yazın lütfen.

Bu arada Canım Aliye, Ruhum Filiz bir gecede bitti bile :)


Mutlu Evliliğin Formülü (bana göre)



Az önce D&R'a girdik ablamla. Tabii ki elim boş çık(a)madım.  Aldığım kitaplardan biri Sabahattin Ali'nin eşine yazdığı mektuplardan oluşan Canım Aliye, Ruhum Filiz kitabı oldu.
Hemen okumaya başladım.
Aşağıda nişanlıyken yazdığı mektuplardan biri  var.

Bence mutlu evliliğin sırrı bu 'doğru bulduğumuz şeylere beraber inanmak'

Zaman zaman videolarıma Yoshi'ye zorla video çektirdiğim falan şeklinde yorum yazılıyor. Bunun böyle olmadığını zibilyon kere anlatsam da yurdum insanı kocamı benden daha iyi tanıdığına emin :)

Çok şükür! (bin şükür) bizim ilişkimizde zorlamalar yok. Birlikte inandığımız doğrular var. İnanmadığımız ya da ortak noktada buluşamadığımız konulara da saygımız var.
Biz 7 senedir beraberiz ve birbirimizi hiçbir konuda zorlamışlığımız yok.
Allahaşkına şundan ye cümlesi bile kurulmamıştır.
Üstelik kültür farkından dolayı, birbirimizi zorlamak için binlerce sebep de bulabilirdik istesek.

Demem o ki evliliklerin ya da birlikteliklerin sırrı 'beraber inanılan doğrulardır'. Diğer türlüsü bencillik ya da gereksiz fedakarlık olur.

Sabahattin Ali'nin aşık haline aşık olmuş olabilirim :)

Hadi kitaba döndüm ben :)


14 Ağustos 2014 Perşembe

Sınır Tanımayan Cesetler



Kitabı geçen ay D&R'dan aldım. Ya 5 liraydı ya da 9.90 tam hatırlayamıyorum. Bildiğiniz gibi gerilim tarzı kitaplar okumayı pek sevmiyorum. Kitabın adı da, kapağı da ben gerilim kitabıyım diye bağırsa da öyle olmadı.
Amelie Nothomb'u Kıran Kırana kitabı ile tanımıştım. Yazısı burada tık tık  Japonya'da doğduğu ve orada yaşamış olduğu için bir yakınlık duyuyorum kendisine. O yüzden bu kitabını görür görmez satın aldım. Görünümünden dolayı beni bir gerilim kitabı bekliyor diye düşünüyordum. Bu yüzden bir süre elim gitmedi. 
Dün teyzemlere giderken, hamakta okuyabilmek için attım çantaya. Hatta yukarıdaki fotoğrafı paylaştım instagram'dan. Fotoğrafı çektiğimde henüz birkaç sayfa okumuştum kitaptan. Sonrasında neden bilmiyorum ama odaklanma sorunu yaşadım. Okuduğum yeri tekrar okumak zorunda kalınca yok ben kitaba göre değilim dedim ve kapattım.
Dün gece uyku öncesi biraz daha okumaya karar verdim. Ve bingo 113 sayfalık kitabın 72. sayfasına kadar geldim. Gözlerim isyan başlattığı için uyumak zorunda kaldım.
Uyanır uyanmaz da kitabı bitirdim :)

Kitap harika koşun alın diyemem (zaten hiç demedim böyle şeyler)
Ben severek ve merak ederek okudum. Daha önce okuduğum hiçbir kitaba benzetemedim. Ama biraz durağan bir kitap diyebilirim. Sizi sürüklemeyebilir.  Sorumluluk almak istemem :)

Vikitap puanı 5.3 gibi bir şeydi onu görünce korkmuştum ama bence 5'lik bir kitap da değil. Ben 8 falan verirdim :)

Yazarın Kıran Kıran kitabı yorumum için buraya tık tık 

                                                 Okuduğum Kitaplar yazılarım için buraya tık tık

13 Ağustos 2014 Çarşamba

Bakırköy Akıl Hastanesi'nden Anılar



Kitap Okuyan Us'tan hediye olarak gelen kitapların arasındaydı. İlk başladıklarımdan ve zevkle okuduklarımdan biriydi. Tam 142. sayfaya gelmiştim ki kitaba Seray (ablam) tarafından el konuldu. Öyle böyle değil. Evin içinde kitabı saklıyordu. Ve ben bulamıyordum düşünün :)
Sonra ablam oy vermek için Antalya'ya döndü. Ben yine kitabı arama turuna çıktım ve bilin yine yok!
Kitap Antalya'ya götürülmüş. Benim kitabım, okumakta olduğum kitabım Antalya'ya gitti.
Bu süre içerisinde Seray kitabı 2 kere bitirmiş. Kitabı okurken Seray'ın kahkahalarını duymanız da çok normal bir şeydi.
Neyse sonunda dün kitabıma kavuştum ve bitirebildim.

Gerçek hikaye seviyorsanız bu kitabı çok seveceksiniz. Biraz hüzünlü,yer yer komik ve akıcı bir dili olan kitap.
Bakırköy çok merak edilen ve çok şakası yapılan bir yerdir ya. İşte oraya içerden bakmak, orada neler oluyor okumak benim için hüzünlü bir keyifti.

Yazar başka bir kitap yazmaktan bahsediyor öykülerin birinde. Umarım en kısa zamanda gerçekleşir.
Ve biz de severek okuruz.

Seray, yayınevine yaz, yazara yaz, bloğa yaz, hemen yeni kitap gelsin söyle onlara diye başımın etini yiyor.
Lütfen doktorcum beni düşünüp biraz hızlanın lütfen :)

Siz okudunuz mu? Okumayı düşünür müsünüz?


11 Ağustos 2014 Pazartesi

Hayatımın En Güzel Pazartesi'si





Hayatımın en güzel Pazartesi'si olabilir. Evet, evet böyle kabul edebilirim. Önce hikayeyi başından anlatmak gerekir.

Sizi ortaokul yıllarıma götürmek isterim :) O zaman da şimdi olduğu gibi alarm ile uyanmaktan nefret ediyorum. Bu yüzden okul için uyandırma görevi annemde. Eh uykum da azıcık ağır, zor uyanıyorum. Hatta uyanmıyorum, yataktan sürüklenerek çıkarılıyorum.
Böyle dönemlerimde Ege'nin Hurma Gözlüm şarkısı çıkmıştı. Ben şarkıya bağımlıyım. Cd çaların repeat tuşunda sadece bu şarkıyı dinliyorum. Derken annem bu durumu fark etti ve kullanmaya başladı.
İstisnasız her sabah annem odama girer, son ses Hurma Gözlüm şarkısını açar ve beni uyandırırdı. Şarkı başladığı an kurulu bebek gibi kalkardım yataktan. Annemle bu sohbet hala geçer aramızda.

Bu sohbeti aynen yukarıdaki gibi Tatil Fikri'nden Berrin Hanım'a anlattım. Tatil Fikri geçen seneden beri benim de içinde bulunduğum bir kurum. Berrin Hanım da Egeli olduğu için bir arada olduğumuzda sohbetin dibine vuruyoruz. Geçtiğimiz hafta sonu (yani evveli gün ) Japonya'dan misafirlerle beraber bize uğradılar. Ben Güzelçamlı sahilinde bu olayı Berrin Hanım'a anlattım. O da sessiz sakin beni dinledi. Sonra başka şeyler konuşmaya başladık.

Derken az önce telefonum çaldı. Berrin Hanım'dı arayan. Bir dakika telefonu birine veriyorum dediğinde, benim aklıma Japonya'dan gelen belgesel yapımcısı Japon bey oldu. Tam kendimi Japonca moduna almıştım ki

durun ellerim titriyor!

telefona çıkan ses

'isyanım sensiz geçen güne' diye başladığında yanımdaki duvara tutunmak zorunda kaldım.

Evettttttttttttt!

Telefondaki ses Ege idi durun durun EGEEEEEEEEEEEEE idi

Anlatabiliyor muyum?

Ve bana alo bile demeden en sevdiğim şarkısı ile merhaba dedi (burada ağlıyor olabilirim)

Onunla telefonda konuşmak ve benim için şarkı söylemesini dinlemek bugünü en güzel Pazartesi yapmak için bence çooook yeterli!

Berrin Hanım, Ege size ne kadar teşekkür etsem az!

Tadı damağımda kaldığı için en kısa zamanda Ege'yi dinlemeye Bodrum'a gideceğim :)

Gidene kadar, zaten ezberimde olan şarkıları tekrar tekrar dinlemeye devam tabii ki :)

Hayalini bile kurmadığım bir şeydi! Ve gerçek oldu!

Bugün hepimizin hayallerinin gerçekleştiği bir gün olur inşallah!




Fotoğraf hafta sonundan. Ama asıl mavili Japonun çektiği fotoğraflar var ki! Onlar elime ulaşır, ulaşmaz paylaşacağım. Kocaman kocaman kameralarla öyle güzel fotoğraflamış ki ülkemizi, ben bir kere daha aşık oldum. İnşallah bu sefer daha da güzel tanıtılacak ülkemiz Japonya'da, hatta dünyada :)

Güzelçamlı sahili onlardan da tam puan aldı! Eklemesem olmazdı :)




3 Ağustos 2014 Pazar

Günaydın Dünyanın Aydınlık Tarafı


Benim bir bloğum vardı! Diye bir giriş yapasım geldi.
Bir de yazıya telgraf gibi devam edesim :=)
Geldim stop
Türkiye'deyim stop
Az internet stop
Az sosyal medya stop
Bol meyve sebze stop
Bol sohbet stop
Bol okuma stop
ve bol uyuma stop :)
****
Tamam tamam ben bile sıkıldım. Sıcak havaların rehavetine kapıldım desem o da değil. Bu sene 'yaz' yaz gibi gelmiyor bana. Temmuz ayı Mayıs gibi geçti. Bol üşümeli, aman dikkat edeyim şeklinde. Ağustos da Eylül gibi geçerse çok pis aklım kalacak!
Neyse iyi düşünelim.
*****
Bu sene Yoshi ile gelmeye o kadar ama o kadar odaklanmıştım ki 'yine' izin alamayıp gelememesi beni çok üzdü. Dualar ediyorum (siz de edin) dönüşüme yakın gelebilsin diye! (inşallah)
*****
İnsanın kafasında takılan, dönüp duran bir düşünce olur ya hep benim bu aralar başlığım 'kul hakkı'
İslamın en büyük günahlarından biri sayılır. Ama en çok işlenen günahlardan biri değil midir sizce de?
Bilgisayar başında oturup (kendini anonim sayarak) ona buna hakaret ya da kırıcı sözler söylemek o kişinin hakkını yemek sayılır mı?
Sayılırsa eğer bu insan nasıl temizleyebilir vicdanını? Öte dünyada kırdığı insandan nasıl alır helalliğini?
Anlamak mümkün değil!
*****

Bol bol okuyordum bir ara ne güzel. Şimdi annem ve ablam yüzünden iphone oyunlarına bağlanmış durumdayım. Can yolla, nasıl geçtim seni amaaaa, haddiii sıra sende nidaları arasında bağımlı olduk arkidiş :)
*****

Güzel Köylü dizisini izliyoruz. Bir ara çekimin yapıldığı yerlere gidesimiz bile var :)

*****

Şeftaliye ve yoğurda doyamıyorum. com :)

*****
Nazan Öncel& Tarkan hadi o zaman
Sibel Can Kış masalı
Ayşe Hatun Önal çak bir selam

Takıntım bu aralar :D
Hadi o zaman!!!

*******

Türkiye'de olmanın en güzel yanlarından birisi 'videolarını izliyorum' cümlesini duyabilmek tanıdığım insanlardan.
Herkes, hepiniz benim için çok kıymetlisiniz ama tanıdığım, bildiğim insanlardan böyle şeyler duymak daha gerçek kılıyor bazı şeyleri. O zaman da tadından yenmiyor :)
*****

Şu anda saat 05:01 yazıyı yayınlayacağım birazdan :) Bakalım kimler uyanık! Bakalım kimlerin vakti var sesime ses vermek için :) 
Gün aymadı ama günaydın dünyanın aydınlık tarafı diyelim mi?

Çok sık söylemem, hoş ve doğru bulmam hatta itici bile gelir ama
seviyorum size be yol arkadaşlarım :D

(05:04 olduuuu :D )